28 Mayıs 2012 Pazartesi

YOLSUZ OTELLER , KOKUSUZ GÜLLER






Baharın , yaz mevsiminin  güzelliğini anlamak için doğa ile bütünleşmek gerçekten çok hoş oluyor. Mayıs ayı Emirgan parkında laleleri seyretmek insanın ruhunu aydınlatıyor.

Bu hafta ziyaret ettiğim Ayder Yaylası  doğa düşkünleri için bulunmaz bir tabiat parçası.
Dağları , ormanı , yeşili , eksik olmayan sisli günleri , halkın otantik ve sempatik yapıları görülmeye değer.

Dikkatimi çeken bir konu malesef bazı otel ve pansiyonlar  yayla üzerindeki  yeşillikler üzerine bina yapmışlar. İşin ilginç yanı inşaa edilen otellerin bazılarında yol yok. Müşteriler ellerinde bavullar, çantalarla çimen  üzerinden metrelerce yol aşarak otellere ulaşmaya çalışıyorlar.

Yolu olmayan oteller bir anlamda kokusu olmayan gülleri çağırıştırıyor.

Televizyonun ilk satışa çıkan yıllarında ünlü marka algılaması gibi bir taraf eksik kalıyor.

‘’ Schaub Lorenz – ses var, görüntü yok ’’

Şimdi o güzelim yayla mı acırsın ? Yoksa altyapısız yerleşime mi ?

Şehirlerin yapılanması birazda kültür ve demokrasi için gösterge oluyor.

Demokrasi örneklerinden biri olan Fransız devrimi yüzyıllar süren gelişimine devam ediyor. Özellikle ihtilal demedim. İhtilalleri cuntalar , devrimleri halk yapar.

Şehrin kademeli , düzgün gelişimi ile demokrasinin  gelişimi arasında  paralellik mevcut.

Demokrasi geleneği  ile ünlü Fransa’nın başkenti Paris’in, Concorde meydanından baktığınızda 3 ana yapı gelişimi temsil eder.

·         18. Yüzyılda  Kral  XV. Louis tarafından yaptırılan Concorde Meydanı krallık dönemini,
·         19. Yüzyılda  Napolyon Bonapart tarafından Şanzelize’nin bitiminde inşaa ettirilen Etoile yani  zafer takı devrimi,
·         Daha ilerisi modern  yapıları ile 21. Yüzyıl yani  geleceği temsil eder.

Yukardaki resimden anlaşılacağı üzere  şehre  kuralları bozucu dış etki  olmamış . Kimse sistemi bozmaya çalışmamış.

Paris  demokrasisi gibi planlı , sağlam gelişimine devam ediyor.

Toplumlar kendilerine referans olarak Fransız demokrasisini alırken kimse Türk demokrasisini kendimize örnek alalım diye bir talep içinde olmuyor. 

Kimse Paris’te bu dokuyu bozayım niyeti içinde değil. Eski yapıları  yıkıp  alana gökdelen dikeyim ,rant sağlayayım demiyorlar. Burada etken olan halkın demokrasi inancı ve gelenekselliği koruma için etkin kurallar. İnsanlar hakka hukuka saygılı.

Bir yanlış görürse önce  onlar karşı çıkıyorlar.

Bu nedenle Paris akordiyonları, chansonları, barları ,karizmatik insanları en önemlisi demokrasisi ile rüyalar şehri.

Bu rant anlayışından millet olarak canımız çok yandı ve yanmaya devam ediyor.

Sayın Başbakan 28  Şubat dönemi sonrasında yapılan devalüasyonla  1 günde daha da zengin olan iş adamlarını  işaret ederek hesap soracağını ima ediyor. Bugüne kadar gündeme getirilmemesi zaten eksikliktir bu nedenle hesap sorulmasında büyük yarar olacaktır.

Yanlış  yapanın yanına hiçbir şey  kar kalmamalı. Ülkenin kıt imkanlarını tüketmeye çalışanlar en ağır cezaları almalıdırlar.

Anlamadığım konu  Cumhuriyet savcıları  neden önceden düşünüp harekete geçmezler ? İllaki siyasiler mi yolu açmalı ? O zaman kuvvetler ayrılığı , adalet ülküsü nerede kalıyor ?

İnşallah  rantcılık , yandaşlık , ayrımcılık , suistimal ortadan kalkmıştır . Eğer hala varsa sonraki nesiller yıllar sonra bunun hesabını  sorar. Tıpkı bugün eskilere  sorulduğu ve sorulacağı  gibi.

Aslında bizden de güzel örnekler var. Anadolu’da en modern şehircilik yapısına sahip ilimiz hangisidir diye sorarsanız bilenler hemen Konya ismini verir.

Etli ekmeği ve Konya Kebabı gibi müthiş yemekleri ile  karınları doyuran , Bedia Akartürk ve Kemal Koldaş gibi halk müziğini Konya gırtlağı ile okuyan solistleri ile ruhumuza renk katan Konya, şehircilik uygulamaları ile örnek olmuştur.

1960 Sonrası dönemin Adalet Parti’li belediye başkanı  Ahmet Hilmi Nalçacı bir ilk gerçekleştirerek Hava Kuvvetlerinden 1/50.000 ölçekli planı almış ve bunu İller Bankası’ndan proje destekli kredi almaya götürmüştür.  Kentin gelişimi göz önüne alınarak eski Konya’ya ilave 3 yeni gelişim alanı belirlenmiş ve büyüme tüm alt yapısı bitirilmiş şekilde bu alanlarda olmuştur. Plansız olarak kimse sonradan çivi çakamamıştır.

İşin önemli tarafı  proje sahibi ekip  gelişim alanlarını bilmelerine rağmen aralarında yemin ederek gerek kendileri gerekse yakın akrabalarının arazi almasını önlemişlerdir.

Merak eden Konya’ya gider,kenti  ve hizmet veren ismin önemini  Nalçacı Caddesi’nde görür.

Doğru hizmet veriyorsanız yıllar, asırlar sonrası bile hayırla anılıyorsunuz.

Gözlerinizi kapayıp hayal edin !!!

Ülkenizde sevilen , takdir edilen bir politikacısınız ancak çoğu politikaci gibi lider sultası altındasınız. Kendinizi iyi yetiştirmişiniz , millete hizmet için kendinizi yeterli buluyorsunuz ancak imkan bulamıyorsunuz.

Tatil için gemiye binip Okyanus’a giderken gemi batıyor ve ıssız adaya çıkıyorsunuz. Günleriniz temel ihtiyaçlarınızı karşılamak için geçiyor. Sonunda adadaki ilkel insanlarla karşılaşıyorsunuz. Uzman bir kişi olarak onların size, sizin de onlara ihtiyacınız var. Lider olarak sizi seçiyorlar.
Artık yapamadıklarınızı gerçekleştirmek zamanı gelmiştir.

Nasıl bir dünya kurarsınız ?

Adalet ,demokrasi, laiklik, eşitlik  gibi temel kavramları eğitim, sağlık gibi hizmet konuları ile bütünleştirmek . İşte o zaman hiç bitmeyecek bir sevgi içinde olursunuz.

Devletin dini , devletin eğitimi , devletin hukuku diye israr ederseniz işiniz zor olur.

Herkes bildiği işi kuvvetler ayrılığı prensiplerine göre yapmalı . Aksi halde her işe maydanoz olursunuz ki bazılarına maydanoz alerji yapar. Bunu da istemeyiz değil mi ?

CEO  lar arasında araştırma yapmışlar. Hangi CEO lar başarılı ? İki neden ön plana çıkmış.

·         Devamlı olumlu düşünmek.
·         Kendine ,çalışanlarına, şirketine ,ailene,memleketine katma değer yaratmak, fayda sağlamak.

Öz eleştiri yaparak kendimizin, yöneticilerimizin , politikacılarımızın  tekrar kendilerini değerlendirmesinde  yarar olacaktır. Kendime bu gözle baktığımda yapacak çok şeyin olduğunu anlıyorum.

Temel bir tarikata girmek için başvurmuş. Şeyhin karşısına çıkarmışlar. Şeyh Temel'e:

Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın demiş.
Aradan üç hafta geçmiş ve Temel şeyhin önüne tekrar gelmiş. Şeyh sormuş:

Temel tamam mı?  Sabredebildin mi?

Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. İkinci hafta sabrım çok zorlandı ama dayandım.
Üçüncü hafta, markete alışverişe gittiğimizde benim karı üst raflardan bir iki paket almaya çalışıyordu. Hatunun bacakları gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düştü. Benim karı da paketleri almak için eğilince dayanamadım.

Şeyh:   Aaaa olmadı simdi. Biz seni tarikata alamayız.

Temel:  Boşver  tarikatı hacı.. Bizi artik markete de almıyorlar...

Bizi de malesef yapmamız gerekenleri tam yapmadığımız ya da kastı aştığımız  için Avrupa birliğine almıyorlar.

Fadime ile Temel lunaparka giderler. Fadime dönen salıncaklara binmek ister ama
Temel 'olmaz Fadime,  donun gözükür' diyerek  karşı çıkar.

Salıncağa çok binmeyi isteyen Fadime, Temel arkasını dönüp başka birşeyle  ilgilendiği anda  gizli  olarak  salıncağa biner.

Temel  Fadimeyi salıncağa binmiş olarak görünce bağırır :

'Fadime niye pindun donun közükçek '

Fadime cevap verir  ‘’ Merak etme çıkarttım. ‘’

Bizde gelişmelere hazırız. Artık niyetinize kalmış.


Kendini böcek olarak  kabullenenler, ezilince şikayet etmemelidirler.
 
                                                                                                       F.Schiller



FEDAKAR






Kendimi bildim bileli  gelenekleri olan toplumlara saygım vardır.

Horon için en küçük bir fırsatı kaçırmayan Lazlar.
Atabarını en küçügüne kadar oynayan Erzurum’lular.
Her daim misket için hazır olan Ankara’lılar. Ne güzel örnektir...

Dayılarım Zeybek oyununu iyi bilip sanatsal gösterileri yaparlardı. Üzüntüm bu güzel görüntülerden nasibimi almayışımdır. Ne büyük eksiklik...

Keşke gençliğimde öğrenseydim, bu gelenekselliği yaşayıp çocuklarıma da öğretseydim  diyorum. Bazı şeyler gençken oluyor, artık çok geç kaldım.

Malesef eski yaşananların bir çoğu geleceğe taşınmıyor. Örneğin  üniversite yıllarında sıkça gittiğimiz İngiliz Konsolosluğu’nun karşısındaki  Panayot’un yeri gençlik yıllarımızda farklı  deneyimler  yaşamamıza neden olmuştur. Parası az  akşamcıların gittiği şarapçıydı. Tahta taburelerde oturulur, büyük şarap fıçılarındaki musluktan isteğiniz kadar şarap şişelere konur ve servis yapılırdı.  Şarabın yanında meze olarak sadece haşlanmış patates ve yumurta olurdu.Tam öğrenci işi, ekonomik ve gizemli.
Her türlü insanı bu şarapçıda görmek ,konuşmak  ve tecrube kazanmak mümkün olurdu.
Şimdi  Panayot’un  yerinde lüks şarap evleri var.

Çiçek pasajının hemen yanındaki  Krapen Pasajı aslında çok fazla kişinin bilmediği ilginç bir yerdi .Özellikle öğle vakitlerinde gidilir, ufak sahanlarda  hamsi buğulama yenirdi. Ellerinde içki dolu tombalacılar devamlı gezer, şansını denemek isteyenlere yardımcı olurdu. Pasajın berberi müşterilerin saçını sakalını keserdi. Mezeler Rum usulu küçücük tabaklarda servis edilirdi.
Artık Krapen de yok.

Kendisi  Adana’lı soyismi İstanbullu olan İsmail’in yeri Kirvem Ocakbaşı  gerek arkadaşlarımızı gerekse müşterilerimizi götürdüğümüz salaş ancak nefis bir kebapcıydı.
Bıldırcını ,külbastısı, Beytisi, Adanası   soğan közü ve şalgamı pek hoştu.
Haftaiçi  genelde boş olan üst kattaki ufak odayı kapatır,  müzikli ve dansözlü geceler düzenlenirdi. Tahminlerin ötesinde saygın bir ortamda  yapılırdı bu geceler. Buz katılmış rakı bardağına  yapılan sağ kol hareketi ve masa üstü ritimli danslar gece boyunca devam ederdi.  Katılımcılar yemeklerin güzelliği , müziğin ve dansın büyüsünden evlerine dönmek istemezlerdi.
Bugün Kirvem çalışmasına devam ediyor ancak artık İsmail  İstanbullu yok. Allah rahmet eylesin.

Beyoğlu’nu  Beyoğlu yapan o güzelim sinemalar da artık yok. Çoğu iş merkezi oldu. Aileler için sinemaya gitmek ayrı bir keyifti.

Paramızın az ancak  keyfimizin çok olduğu özel yıllardı.

15 Mayıs 2012 Salı günü eşimle  20. Yıl  evlilik yıldönümümü kutladık. Hatıralarımızı tazelemek amacıyla  evlendiğimiz nikah dairesine gidelim dedik ve soluğu Beyoğlu evlendirme dairesinde aldık. Çok fazla değişiklik yok. Arkası fiyonk kurdaleli koltuklar ve yüksek podyumlu nikah masası.

Orta yaşı  çoktan geçmiş çiftten resim çekmelerini rica ettik. Çocuklarını evlendireceklermiş heyecan içindeler. Malum gençlerin uzun süreli evli kalabilmeleri artık çok kolay değil. Evliliği zorlaştıran  birçok neden var.

·         Maddi sorunlar
·         Sağlık nedenleri
·         Ailevi nedenler
·         Eski arkadaşlar
·         Eski yaşam özlemi vs.

Şimdi belki  biraz daha paramız var ancak  herkes herşeyi görüp, sahip olmak istiyor . Dengeli bir bütçe oluşturmak kolay olmuyor. Evlilik hergün biraz daha zorlaşıyor.

Paramız var ancak mutsuzuz.

İşin özeti ,  insanların kanını sömürmek için var olan Kapitalizime yem olmamak için olanca gücümüzle çalışıyoruz.

Eşler dünden daha fazla fedakar olmak zorunda. İsminden anlaşılacağı üzere fedakar olmak bir şeyleri feda etmek ve sonuçta kar anlamına geliyor.

İşimiz varsa eve götürecek aşımız oluyor. Aşımız varsa eşinizde size saygı gösteriyor.
Paran olmazsa malesef bir çok çiftin evliliği uzun sürmüyor.

Uzun süreli birliktelik için kararlılık çok önemli etken.

Babam iş nedeniyle sık sık  ziyaret ettiği İsrail’i anlatırdı. Nazi mezalimi yaşamış  Yahudilerin gösterdiği birliktelik ve  kararlılığa şahit olmuş. Yahudiler  çölden yeşilliklere , portakal bahçelerine uzanan bir ülke yaratmışlar.

Bugün bölgede etkili olan bir ülke haline geldiler. Beğenelim, beğenmeyelim gerçek bu.

Her evlilik bu kadar güçlü değil. Bizim evliliğimiz 20 yıl sürdüğü için kendimizi kararlı, niyetli ve şanslı hissediyorum.

Temel’e  sormuşlar:

 Kaç senedir evlisin ?
 30 sene.
 Evlilik durumunuz nasıl ?
 İlişikimiz yok, elektrik alamayrum.
 Peki ne yapıyorsunuz ?
 Kaçak elektrik kullanayrum.


Allah kimseyi doğru yoldan ayırmasın ve kaçak elektrik kullanmayı nasip etmesin.



  

.



24 Nisan 2012 Salı

OLAN MUZLARA OLDU





Ne güzeldir muz ağaçları . Muzun tadı ne güzeldir. Hele hele muz tarlalarının görünüşüne doyum olmaz.

Rahmetli Özal’ın rekabete örnek gösterdiği Çikita muzlar belki ucuz satılıyor, belki daha doyurucu ancak bizim yerli muzların tadına doyum olmuyor.

Muzlarımız  genelde Anamur, Alanya, Gazipaşa bölgesinde yetişir. Muz sıcaklık , nem ve uygun yamaç  istediği için bu bölgeler istenilen yerler olmuş.

Yıllar önce Mersin’den Antalya’ya araba ile gitmek gafletinde bulunmuştum. Üçyüzden fazla virajı olan bu yol doğal güzellikleri müthiş olsa da beni canımdan bezdirmişti.

Gazipaşa’ya geldiğimde nefis bir manzara ile karşılaşmıştım. Önümde boylu boyunca  denize kadar uzanan vadideki müthiş muz bahçeleri görüntüsü.
Bu görüntüde beni üzen bir şey vardı. Muz ağaçı denizinde tam ortada bir boşluk ve içinde fazla büyük olmayan otel inşaatı. Demek ki yıllar içinde bu bölgede muz bahçeleri gidecek yerine oteller gelecekti . Öyle de olmuş.

Geçenlerde ziyaret ettiğim bölgeye  abartısız yüzlerce 5 yıldızlı otel yapılmış. Bölge bütünüyle turizm odaklı olmuş. Genelde sahil ayrılmış ve oteller içerde kalmış.  Sahiller halka açık, gayet iyi olmuş.

Kargıcak’ ta SİT  alanına inşaa edilmiş şahin tepesi gibi  bir otel gösterdiler.  Rivayete göre otel başka birisinin üzerinde görünüyormuş  ancak gerçek sahibinin  çok da eski olmayan  bir içişleri bakanı olduğu söyleniyor .  

Ben bölge halkının yalancısıyım.  Onlar öyle söylüyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz dedik , bizde yazdık.

Normal insanlar beyinlerinin % 10 ‘ nunu kullanıyorlar.  Bazıları  herhalde daha fazlasını kullanıyorlar veya öyle sanıyorlar . Bu siyasetcimiz de kendini çok akıllı zannedenlerden.

Genelde ucuz adama pahalı iş, pahalı adama ucuz iş yaptırılmaz. Ucuz adamlar  gücünü kullanıp kendine menfaat sağlamaya çalışıyorlar.

Bize olsa baraka inşa ettirmezler, adamlar  SIT  alanına otel yapıyorlar . Keser döner sap döner birgün yanlış yapan  hesabı öder. Bu süreçten kaçmak yok,  onun için çok akıllı olmak bazen tutmuyor.


Bu memlekette  12 Mart ,12 Eylül , 28 Şubat süreçleri yaşandı. Yıllar sonra dosyalar açılıyor, hatalı uygulama varsa hesabı soruluyor. Demokrasiye olan saygı nedeniyle çoğunluk tarafından destekleniyor. Ancak kastı aşmamak, askerin itibarı ile fazla oynamamak gerekir. 


Önemli olan demokrasiye müdahale edenlere gösterilen takibin , şahsi menfaatleri için kanun ,hak , hukuk tanımayan  vesayeti elinde tutan bazı siyasilere de yapılmasıdır.

Dürüst, hiç suç işlememiş, vergisini muntazam ödeyen, trafik kuralları dahil her türlü kanun ve kurala uyan bir çok vatandaşımız var.

Bazıları ise  hırsızlık, kanunsuzluk, uğursuzluk peşinde. Ormanları yakıp ev yaptılar, gecekondu yapıp yıllar sonra müteahitlere satıp zengin oldular. Yeşil kart alıp ilaçları sattılar, elektrik paralarını ödemediler ama elektrik kullanımına devam ettiler. Bunlar medeni toplumlar için örnek oluşturmamalı.

Temelin çok güzel bir karısı varmış .
Köydeki bütün erkekler karısını görünce iç çekerlermiş.
Bir süre sonra kadın köydeki erkeklerle beraber olmaya başlamış.
Evin önünde uzun kuyruklar oluşmuş.
Bunu goren Temelin arkadaşı Dursun dayanamamış.
‘’Ula Temel karının neler yaptığını görmüyor musun? Bu kadını neden boşamıyorsun. ?’’
Temel sinirli bir şekilde cevap vermis.
‘’Ula kariyi boşayayım da diğerleri gibi kuyruğa mı  gireyim? ‘’

Sakın malı kaptırıp sonra tekrar sahiplenmek için bir gayret içine girmeyelim.

Halkın ormanına, arazisine nasıl el koyuyorlar ?  Sivil Toplum Kuruluşları neden ses çıkartmıyorlar ? Bu arazilerde vatandaş olarak benim, çocuklarımın  hakkı yok mu?   Ben neredeyim?


Bizde mi yanlış yapalım ?  Yanlış yapmak için kuyruğa mı girelim ? Doğruyu yapanları niye yanlış yapmaya zorluyoruz ?


Temel  Vatikan’da gezerken upuzun bir kuyruk görür.
‘’Nedir bu kuyruk..? ‘’ diye sorar
Vatikan kilisesi tarafından cennetin  1000 $’dan parça parça satıldığı , parayı   verenin de Cennet’ten bir parça satın alabildiğini öğrenir.
Kuyruğu takip edip kiliseye ulaşır, kapıdaki görevlilere
‘’Ben cehennemi satın almak istiyorum’’.. der.
‘’Olmaz burada cehennem satışımız yok.  Cennet’ten bir parça almak
 istiyorsan sıraya girmelisin.’’  derler.
Temel Cehennemi  satın  almak için kararlıdır ve ısrarını sürdürür.
Temeli ikna edemeyen görevliler, durumu Papa'ya anlatırlar. Papa gülerek;
 ‘’Gidin sorun bakalım Cehennem’in tümüne   ne kadar veriyormuş bu akılsız  adam.’’
Kapıya inip Temele sorarlar;
 ‘’10.000 $ veririm’’
 Papa Temeli içeri çağırtır, hazırlattığı evrağı da Temele imzalatıp 10.000 $ da aldıktan sonra arkasından gülerek uğurlar.
 Dışarı çıkan Temel, kapıda günlerdir cennetten bir parça satın almak için bekleyen binlerce kişiye elindeki belgeyi gösterip;

"Eyyyy uşaklar ,  Cehennem‘ in tümünü ben satın aldım . Artık Cennet için  uğraşmanıza gerek kalmadı. Dağılabilirsin....."

sonra ne oldu dersiniz...
Cennet satışları sıfırlanan Papa ve ekibi 10.000 $’ a sattığı Cehennem’i  Temelden geri alabilmek için hala pazarlık etmekte. Son durum..

Temel 10 milyon $ ‘da ısrarcı...:

Bu fıkra da benden size armağan olsun.

Temel nişanlisi Fadime ile fındık tarlalarını geziyormuş. 'Bak Fadime' demiş,

‘’Bütün bu tarlalar benim. Ancak  bir tanecik  fındık koparırsan, seni hemen  oraya yatırırım ona gore.’’

Bunu duyan Fadime' nin gözleri parlamış. Hemen koşup bir tane findık kopartmış.
Temel sözünün eri ya, Fadimeyi fındık ağacının altına yatırmış.
Bu cezadan memnun kalan Fadime, üstünü başını toparlayıp, ayağa kalkar kalkmaz bir fındık daha kopartmış.
Temel bir kez daha .... Bir fındık daha.....
Temel beşinci fındıktan sonra perişan ayağa kalkmış, bitkin bir halde Fadimeye dönüp eliyle tarlaları gostererek ;

‘’ Buradan sonrası artık Fiskobirlik’in.’’

Beyler lütfen insaf edin. Şimdiye kadar  yeteri kadar yediniz, içtiniz.
Bırakın biraz da bolluk bereketten yararlanma seçiminizi halktan yana kullanın.

Alanya dönüş yolunda o güzel muzlardan ben de tadayım dedim.
Akşam çok içmisiz ondan mı ? Yoksa bu yaşadıklarımızdan mı  bilmem , ağzımızın tadı biraz kaçmış.  Satıcıya eski lezzeti bulamadığımı söyledim.

Satıcı  ‘’ Doğrudur, oteller için ağaçlar kesilince  muz bahçeleri biraz içerlere kaldı.
O nedenle sanıyorum  muzlar yerini beğenmemiş olabilirler ’’ dedi.

Anlaşılan bizler gibi muzların da bu olanlardan tadı kaçmış.



.








FAKİR ÜLKENİN ZENGİN ÇOCUKLARI




Geçenlerde benim de bulunduğum bir toplantıya eski genel müdürümüz, abimiz, ustamız  Macit Akman konuşmacı olarak katıldı. Genç yöneticileri aydınlatan bir konuşma yaparak geçmişle gelecek arasında köprü kurdu.

Macit beyin konuşması bir başka  büyüğümüzün yorumunu aklıma getirdi. Değiştirmeden iletiyorum;


Çalışan her insan birgün köşesine çekilecektir. Gençlerimiz, önlerinde bulunan yaşlı yöneticileri, kendileri için "engel" olarak degil "rehber" olarak görmelidirler.

Bunun içindir ki,üretken olma heyecanlarını  ve verimliliklerini kaybetmemiş  olan ileri yaştaki yöneticilerden daima yararlanma çareleri aranmalıdir.

Gençlere şöyle seslenmek istiyorum !

Bizim " yaşlı kuşagımız, milletimizin mayasıdır ! ‘’  Kültürümüzü, san'atımızı,  siyasal ufkumuzu,  iş dünyamızı ve toplumsal  hayatımızı  gelistirmek ve güzellestirmek istiyorsanız  bu  mayadan yararlanmak zorundasınız .

" Ustalarınıza  sahip olunuz.’’

CAN KIRAÇ

Gerçekten güzel bir yorum.  Kimbilir faydalanılması gereken daha kimler var ?


Bu toplantıda dostlarım neden daha sık yazmadığımı sordular. Yazılarımı okudukları ve beğendikleri anlaşılıyor. Bunun da beni memnun etmesi gerekirken o memnuniyeti kendime göremiyorum.
Malum artık digital fotoğraf elde etmek çok kolay. Cep telefonunun ilgili bölümüne bas , download et tamam. Bunu yapmak kolay da , resimlerimde gördüğüm asık suratıma  ne demeli ? Bu da benim mutsuzluğumun dışa vurumu. Kendimizi mutlu etmek zor.

Aslında bir çok bahanem var. Hangisini sayayım ?
Önce sağlık diyoruz. Yakınlarımızın ve benim sağlığıma dikkat etmemiz gerektiğine inanıyoruz.
Benim biraz , biraz da değil fazla miktarda kilo sorunum  var .
Gerçi anne tarafından Ege’liyiz, yüzümüz genç gözüküyor bu bizi yanıltmasın. Şişmanlık yüzü biraz geriyor o kadar.
Aslında geçen yıl HEDEF 99 diyerek olması gerekeni ortaya  koymuştum ama ulaşamadım . Tamamıyle kendi iradesizliğim.
Askerliği topçu olarak yaptığım için hedef düzeltmeyi  bilirim. Sütre gerisinden deneme atışı yap . Sonra farkı gör, düzelt ve hedefe odaklan . Booom işte budur.

Demek ki hedefi vuramamaktan değil, vazgeçmekten korkmalıyız.

Yılmayacağız. Ölmeden Ölmeyeceğiz.

Panik yapmayalım,  yolu bulmak için tepeye çıkalım. Vizyoner ve metodolojik bakmayı bilelim.

Buluştuğum lise arkadaşım 50 yaşın üstünde olmasına rağmen gayet formdaydı . Nasıl yaptığını  sordum. Emekli oldum ,bekarım, geçici kız arkadaşlarım oluyor, yılda 2-3 kere yurtdışına gidiyorum, sitemin havuzunda 5 gün spor yapıp yüzüyorum, hürüm, mutluyum . Demek ki bu da sağlık için bir reçete.

Zorluk az ,stres az .

Sadettin Kaynak eseri gibi bahar serinliği veriyor.

Ne dert kalır ne hüzün bir sudur akar zaman.

Peki koca koca şirketlerin  sağlam adımlarla ayakta kalmak için yaptığı stratejik plan örneklerini biz neden kendimiz için yapmıyoruz ?

GAP Analizi,

Hayattan ne bekliyoruz ? Şimdi neredeyiz ?

SWOT Analizi,

Mutlu olmak için güçlü yönleriniz , zayıf yönleriniz nelerdir ?   Mutsuz olursanız riskleriniz ne olur?  Mutluluk için fırsatlarınızı görebiliyor musunuz ?

KISS  Diyagramı,

Mutlu olmak istiyorsunuz , bu kararı güçlü bir karar olarak aldınız o zaman
·         Neleri yapmaya devam edeceksiniz  (K)
·         Neleri geliştireceksiniz                     (I)
·         Neleri artık yapmayacaksız              (S)
·         Neleri yapmaya başlayacaksınız.      (S)

İşte bu metotları doğru yapmak hayatta başarı ve mutluluğu beraberinde getiriyor.


Arkadaşlarımdan birisi  iyi eğitim almış,  ancak iş hayatın da  başarılı olamamış.
Çok zeki çocukları var ama onlar da okumuyorlar.
Çok güzel bir eşi var ama mutluluğu yakalayamamış.
Bir çok yeteneği var ancak  tamamına erdiremiyor.
Parası var ancak sağlığı bozuk ,harcamayı beceremiyor.

Demek ki iyi eğitim, yetenek, istemek mutluluk için yeterli olmuyor.

Bu arkadaşım kendine KISS  yapmasın mı ?

Şimdi kendimize bakalım . Kilo vermek mi zor ? Kilo almamak mı ?

Benim de KISS e ihtiyacım var.

Zengin yemek menülerinde açlığı yaşamak veya açlık ülkesinde semirmek her ikisi de mümkün. Önemli olan ne yapacağına karar vermek.

Bazı ülkeler var zengin ama  bazı kişileri fakir.
Bazı ülkeler var fakir ama bazı kişiler zengin.

Hayatım boyunca merak ettim, hangisi iyidir ?

Bakın imajlar nasıl oturmuş.

Ecevit  namuslu, dürüst ancak memleket yokluk içinde.
Memurun işini bildiği, ihale sahiplerin belli olduğu Özal’ın orta direk ülkesi.

Hangisinde yaşamak isterim ? Bu soruyu hep kendime sordum.

Dürüst olmak gerekirse Özal ülkesi bana daha yakın geliyor. En azından birşeyler üretmek.

Rahatı, konforu görünce kimse fakirliği aklına getirmiyor. Kimse fakirliğe dönmeyi  istemiyor.


Temel ile Cemal  farkında olmadan kadın zannederek eve  iki dönme getirmişler. Yatmadan önce dönmeler ;

‘’Söylemedi demeyin biz dönmeyiz.’’
 Temel;
 ‘’ Ha pura bizimdir, istediğunuz kadar kalapilursunuz da ! ’’

Görüyorsunuz bizim uşaklar dönmeyi aklına getirmiyor.

Ben dönmeyi istiyorum ama aklınıza geleni değil. Eski sporcu günlerime , kilosuz sağlıklı günlerime.
Ancak bazıları malesef hayal oldu.Halbuki bir zamanlar ne güzel yerdik . En sevdiğim yiyecek,içecekler ;

·         Arnavut ciğeri
·         Bira
·         Turşu 

Artık bunları yiyemiyorum . Hepsi sağlığıma dokunuyor. Örneğin ne zaman turşu yesem , üzerine bol su içip şişiyoruz . Tuz fiziksel dengemizi bozuyor.  Tuz her  yediğin yemekte doğal olarak var . Öyleyse tuzu, turşuyu keseceksin .

Son yıllarda kitap hatta gazete okumuyorum.
İnancıma göre eğer normal akıl sahibi kişiysen ve de yeterli tecrüben varsa artık fikri üretim yapabilir, katma değer yaratabilirsin. Dışardan kimsenin sana bilgi enjekte etmesine ihtiyacın olmamalı.

Ben okumak yerine yaşamayı tercih ediyorum. Daha kalıcı oluyor. Beni etkileyebilecek dışardan gelecek bilgi bombardımanına izin vermiyorum. Tuzlu  yememek gibi bir şey bu. Bir şeyler üretebiliyorsam, insanlar beni izliyorsa demek ki kendime göre haklıyım.
Bu arada düzenli kitap okuyucularını  ayırıyorum. Onlara sözüm yok , saygım var .
Belki de benim okuma alışkanlığım yok diye kıskanıyorum.

Ama olsun bu yol benim yolum. Sonucuna razıyım.


Hayatında bir değişiklik yapacaksan önce kafanda bitirip , kararlı olacaksın.

Unutmayın,

Taş devri taşlar bittiği için değil ,  kafalar değiştiği için bitti ...