25 Ocak 2017 Çarşamba

HALKIN BÜTÜNÜ



Vehbi beyin hayatını okuduğunuzda bir çok  teklif gelmesine rağmen siyaset hayatına girmediği ve ailesini  de siyasettenuzak tuttuğunu  anlıyoruz. Gerekçe olarak müşterinin çok kıymetli olması, sanayi ve ticaretle uğraşan kişilerin toplumun her kesimine mal satmasını göstermiştir.

İstisnalar haricinde iş adamları siyasete girmeyi arzu etseler de aktif olarak siyasette yer almadıklarını görüyoruz. Bu durumun tam tersi davrananlar tamamen siyasete girip , kendi inançları ve avantajları doğrultusunda hareket edenlerde çok..
Hani hayat biraz böyle ; kızını bir işe yerleştirip koca bulmasını isteyen anne , baba az değildir. Arkadaş topluluğu , sosyal cemiyetlere girip eş ve iş arayanlarda hatırlı sayıdadır.

Bu bir tercih meselesidir..

Üsküdar'a gittiğim günler alışkanlık olmuştur ; genelde balık çarşısında balığın bolluk durumuna ve fiyatlarına bakar , bir bardak taze sıkılmış nar suyu içerim .  Dün caddeden geçerken bir araba yol verdi , içinde dört sakallı , cübbeli kişi. Gayr -ı ihtiyari yol verdikleri için başımla selam verdim , teşekkür ettim. Bu tamamiyle sosyal bir ilişki ancak görünüş itibarıyle benim anlayışıma uymayan kişilerden alış veriş yapmamaya hatta yollarından geçmemeye  özen gösteririm.

Evrensel anlayışa göre çok uygun bir tarz değil ancak içimize kutuplaşmaları eken  etkilendiğimiz çevreler bu şekilde olmasına neden oluyor..  Birleştirici değil malesef ayrıştırıcı bir çevre içine giriyorsunuz ve vatandaş olarak nereden isterseniz oradan alışveriş yapıyorsunuz , sosyal ilişkiye giriyorsunuz ..

Pazarlamada müşteriyi seçme belirleme diye bir kaide var. Müşterinizi skala üzerine koyar, puanlar ve ona göre strateji belirlersiniz... Rolex saat satıyorsanız müşteriyi on numaraya konumlarsınız  eğer  ekonomiğinden , lüksüne sanayi malı üretiyor veya satıyorsanız müşterinizi birden ona kadar geniş bir yelpazeye konumlar ve ona göre strateji yapar ,bütçenizi ayarlarsınız..

Dünyanın heryerinde sporcu ,sanatçı ,iş adamı gibi insanlar toplumun bütününe ulaşmaya çalışırlar ve kayıp riskini almazlar.

Bazıları ise Rolex örneğinde olduğu gibi sadece bir kesimi hedef alırlar ve ona göre hareket ederler tabiki riskini de göze alırlar..

Örneğin Enes Kanter ,  Hakan Şükür Dünya çapında sporcu olmalarına rağmen risk almışlar ve belirli kesime mesaj vermeyi tercih etmişlerdir..

Bugünlerde referandumla ilgili olarak halka mal olmuş sporcu ve sanatçılar taraf oldukları tercihe göre reklam yapıyorlar . İfade etmeye çalıştığım gibi bu kişiler toplumun bütünü tarafından sevilen kişiler , şimdi ise antipatik ,taraf , yandaş ,yalaka olmak gibi sıfatlara sahip olacaklar....

Bazı arkadaşları bile selam vermeyecek  , risk alacaklar..

Ben olsam bu riski almam... Oyum neyse gider veririm..

Elbete insanların ifade hürriyetine ipotek koymak gibi bir niyetimiz olamaz.

Hakkımızda değil haddimizde..

Roman vatandaşların bazı sözleri var ,çok şey ifade eder...

İşte size güzel bir Roman sözü..

G.t  si..n ceremesine katlanır...

Eh birazda aba altından sopayı ben göstereyim...

Başka türlü anlaşılmıyor...

Hayırlı günler dilerim..

10 Aralık 2016 Cumartesi

VATANSEVER




Geçmiş zaman , araçlar prim yapıyor ,mal yok.
Bilecik'te bir bayim vardı sabah dükkanına girdim. Gündemi konuşmaya başladığımda '' Müdürüm siz bizleri pek tanımazsınız , biz iyi tüccarız .Dün içmediğimiz işkembe çorbasını sabah müşteriye satarız '' diye deyim kullandı. Belli ki iyi satıcıyız anlamında yöresel bir kullanım.
Gün oldu , devran döndü primli malın yerini satılamayan mal aldı.Bizim yetenekli satıcı çeşitli nedenlerden dolayı rekabet edemedi çok kısa sürede battı...
Onun iyi satıcılığı falan palavra çıktı..
Ne zaman Bilecik'ten geçersem mutlaka otoyoldan ayrılır , şehre girer, adamın eski dükkanına bakar ve ders çıkartmaya çalışırım...
Şartlar uygunken herkes satıcı , önemli olan şartlar zorluyken satabilmek..
Şu doviz bozdurma anonsu yapılma mantığını hiç anlamıyorum doğrusu...
Ekonomide kaidedir ,tren kalkarken bineceksin tren yavaşlarken ineceksin...
İllaki birilerinin gazına gelmeye gerek yok... Orada burada dekont göstermeye gerek yok... Ekonomi kendi yatağında akar onu kolay kolay değiştiremezsin.
Ağacı keser , erozyonu durduramazsan su akıp gider.
Şimdi suçlu nehir mi ? Ağacı kesen mi ?
Şimdi benim de içimden bozdurduğum dovizin dekontunu göstermek geliyor ama vazgeçiyorum...
Döviz üst seviyeye gelmiş , bozdurup ve dekontunu göstermeden değeri azalmış hisseye dönüyorum , Zaten 1,8 milyar dolar piyasadan çıkmış. Bana sadece birkaç ay beklemek düşüyor..
Diğer anlamda olta atılmış ,balığın tutulması bekleniyor...
Hadi bana rantçı diyorlar ,kabul ediyorum.
Peki dövizi bozdurup , dekontları havada sallayanlara ne diyorlar ?
Vatansever ....

İNOVASYON HAFTASI




İnovasyon Haftası İstanbul'lulara , çevreden ve Dünya'nın neresinden gelirse gelsin insanlara muhteşem anlar yaşattı.Genelde gençlerin izlediği , benim gibi orta yaş üstü kişilerin az katılımının gözlendiği bir aktivite oldu. Yaşınız ,kapasiteniz ne olursa olsun alacağınız çok güzel , yeni şeyler oluyor. Dünya'nın nereye gittiğini ve bu duruma nasıl entegre olabileceğinizi anlıyabiliyorsunuz. Spordan ,ticarete ,teknikten , sanal gerçekliğe ,sosyal yaşama kadar uygulama alanı bulabiliyorsunuz. 

En önemlisi Türk insanının enerjisini ,isteğini görebiliyorsunuz.

Son yıllarda düzenli katıldığım için gelişimi görebiliyorsunuz. İnovasyon ve ihracat iktidarın kurumlarıyla önemli katkı verdiği alan.Belki de yapılan işlerin en etkilisi. Burada katkılarından dolayı hükümete teşekkür etmek gerekir. 

Dünya ile rekabet edip , değerlerimizi ortaya çıkarmak ve katma değer yaratmak varken birbirimizde didişip enerjimizi dişarı vermeyi anlamlı bulmuyorum.

Siyaset yönetimsel açıdan önemli bir araç ancak siyasetin eğitimin , ticaretin , sosyal yaşamın ,özgür iradenin ,demokrasinin önüne geçmesini de hiç anlamlı ve yararlı bulmuyorum.

Örneğin bugün yapılacak ödül töreninde Tayyip beyin konuşması var. Yaşamadan yorum yapmak belki doğru değil ancak klasik olarak konuşma içeriğinde bilimin ,teknolojinin , ticaretin üstündende siyaset olacağını tahmin ettiğim için bugün yapılan bölüme gitmedim. Hani siyasetçi siyasetten başka ne konuşur diye sorarsanız ,iyi siyasetçiler halkının devamlı benzer yiyeceği yemekten bıkacağını düşünüp farklı menüler sunmasını bilenlerdir...

Müebbet cezası almış hükümlü , kansere yakalanmış hasta bile birgün özgür olmamın veya hastalıktan kurtulmanın ümidi ile yaşar..

Topluma negatif mesaj vermeyi lütfen bırakalım...

Bilindiği üzere en önemli liderlik özelliği toplumuna umut vermektir.

Ekmeksiz kalalım ancak umutsuz kalmayalım...

19 Kasım 2016 Cumartesi

ARMUT PİŞ , AĞZIMA DÜŞ




Atatürk  Havaalanı’nın eski ismi Yeşilköy’dü.  Sabah saatleri yoğun olan ,önünde ufacık otoparkı ile henüz uluslararası hüviyeti  olmayan havaaalanı.

Trafik çok yoğun olmadığı için uçuştan 30 dakika önce gelir , acele ile aracı parkeder ,emniyetten geçerek , kontuara ulaşırdık. Bu sıkışık uçuş zamanlamasında sadece bir kez uçağı kaçırdım. Bir saat sonraki Ankara uçağına bindim , sorun olmadı..

Uçak arkadaşlığı ise bambaşka bir keyifti. Yanında oturanı tanımak , çeşitli konularda sohbet etmek gerçekten farklıydı. Hani birde şansınıza yanınıza güzel bir kız düşmüşse o seyahat göz açıp kapayana kadar biterdi.

Son yıllarda uçak arkadaşlığı , sohbetler  bitti kimse kimsenin yüzüne bakmıyor. Günaydın bile diyen yok... Bende soğuklaştım artık muhabbet olmuyor..

Geçenlerde İstanbul  Metro’sunda yaşlı bir dedeye rastladım.. Elinde bastonu ile zor yürüyordu.  Üzerinde kalın paltosu , kafasında şapkasıyla belli ki köy kökenliydi.

Yanıma oturdu. Sirkeci’ye gidecekmiş...

Rahmetli babama benzettim amcayı.. Konuşayım istedim...

Amca kaç yaşındasın ?
Seksen beş...
Nerelisin amca ?
Muş’luyum..
Zengök Oteli bilirmisin ? Hani Sakık’ların olan , rüzgarda cam ,çerçevenin sallandığı ?
Yok oğul , ben Bulanık’lıyım..
İstanbul’a misafirliğemi geldin ? Çoluk çoçuk ?
Yok oğul , atmış yıl oldu geleli . İnşaatlarda çalıştım. Ondört çocuğum var. Onlarda inşaatlarda çalışıyorlar..
Torun varmı ,torun ?
Yüzden fazla diyorlar. Her çocuktan  sekiz –on torun var..
Peki sen hepsini tanıyormusun bunların ?
Yok be oğul .Çocukların  bile ismini unutuyorum. Torunları bazen getiriyorlar , bu adam dedeniz diyorlar..

Şimdilerde bir çoban  bir koyun hikayesidir gidiyor...
Yok koyunun oyu eşit değilmiş  falan filan..

Kardeşim ,  oy verenin ne kabahati var , kim daha güzel mesaj veriyorsa ona veriyor...
Kardeşim , oy isteyenin ne kabahati var , oy istiyorsa kendi için istiyor.Vatandaşın oyunu zorla mı alıyorlar ?

Otuz yıl önce  şehirli  - köylü oranı % 30 - 70 ken  bugün  il ve ilçelerde yaşama  oran % 92 -8 oldu. Sözün kısası yerleşim yerleri köyler yerine şehirler oldu...

O zaman hedef il ve ilçeler.

Seçmenler ise köyden şehire göçen insanlar oldu..
Yaşlı dede ve geniş ailesine hizmet verenin  oyu alacağı açıktır..

O zaman hedef yaşlı amca ve geniş ailesi..

Bimetal malzeme nasıl ki ısıya doğru yönlenirsa , oy vereceklerin kaygısı ise kendine sağlanacak menfaattir...  Bir anlamda güneşe yakın olan ısınıyor...

Belediyecilik hizmetleri vatandaşı  ısıtacak en önemli enstrümanlardan birisi... Kim fazlasını verirse oyu alıyor..
Belediyecilik AKP 'nin iyi yaptığı işlerden.. CHP nin ise başarılı olduğu yer  Eskişehir ile sınırlı..

Halkın CHP  ye büyük destek verdiği Şişli’de kavgalar ,çekişmeler durulmadı . Beşiktaş belediye başkanını  neredeyse partiden atıyorlar . Ataşehir ‘de katma değer oluşmadı . Kadıköy belediye başkanı sönük kaldı... Neden daha etkili yöneticiler seçilmedi ?

Bu kadar olumsuzluklar yaşanmasına rağmen AKP  hala ayakta.

Bunun en büyük nedeni belediye işleri .

O  zaman CHP  olarak siz çok daha başarılı olmak zorundasınız..

Sonuç olarak halkın beklentileri ve referanslar iktidara gelecek olanı belirler..

Armut piş , ağzıma düş.... Herşeyi hazır beklemeyelim.

No pain , no gain...




  

ŞEFİN SÜRPRİZİ





Şu ecnebilere acıyorum doğrusu , yaratıcılıkları ve zenginlikleri yok ..

Lokantaya gidip menü istesek ve ne yiyelim desek hemen fillet (bonfile) ,t-bone (dana pirzola) , sirlain (biftek ) ,trout (alabalık ) makarna ,pizza ve somonu dayarlar. Biraz daha klas lokanta olursa belki Chateubriand ( Şatobiryan ) bulursunuz.

Bizde öylemi ? Osmanlı mutfağı gelsin çorbalar , makarnalar ,pilavlar ,zeytinyağlılar , etler, kebaplar ,tatlılar...

Her gün önüne sürpriz çıkabilir....

Adına günün yemeği veya şefin sürprizi diyorlar...

Yaratıcı ve zenginiz...

Çok üzülüyorum şu ecnebiler için, çok  ...

Siyaset hayatımızda renkli bizim..

Ecnebiler öyle mi ? İhtiyaca göre çalışıp kanunu ortaya koymuşlar , on yıllarca devam... Yahu insan arada sırada değiştirir ,olmuyorsa orasını burasını eller ,kurcalar...

Çok üzülüyorum şu ecnebiler için , çok ..

Siyasetleri de sıkıcı , banal. Bir kavga bile yok...

Bizde öyle mi ? Hergün gündem değişimi , hergün abukluk ,hergün kavga...

İnsan yaşadığını anlıyor doğrusu..

Çok üzülüyorum şu ecnebiler için , çok ..

Bakalım  bugün ülkemizde büyük  şefin sürprizi ne olacak ?

8 Ekim 2016 Cumartesi

GÖRSEL EĞİTİM İSTASYONU , AYRILIK ÇEŞMESİ




Ayrılık Çeşmesi metro'sunu hemen hemen herkes biliyor artık .En yogun istasyonlardan birisi.

Tren geldiğinde doğal olarak insanlar aktarma yapmak için hızlı bir şekilde yürüyen merdivene ulaşıp yukarı çıkmak istiyorlar ve inanılmaz kalabalık . İniş ise genelde sakin oluyor.

İşte gene böyle kalabalık bir günde yukarı çıkmak istedik ancak yukardan aşağı doğru bir baskı oluştu ,insanlar refleks halinde geriye doğru gitmeye başladılar ..

Yukarı ulaştığımızda nedeni anlaşıldı ;

İki tane bacımız aşağı gitmek için yukarı doğru giden asansöre binmeye çalışıyorlardı , hemde el ele.
Merdiven yukarı doğru gidince bacılarımız zıplayıp geri gidiyorlar ama gene de vazgeçmiyorlardı . Herhalde niyeti bozdular diye düşündüm. Belki takıntı hastalığı vardır . Bilemezsin !!! .

Şaka gibi değil mi ? Halbuki Üç metre sağda aşağı giden yürüyen merdiven var.

İşte bu yaşlı gözler bunları gördü..

Kimler miydi ?

Şimdi beni ayrımcılıkla ,insanları aşağılamakla suçlayanlar olacaktır o nedenle ben yorum yapmayayım siz anlayıverin gari..

İşin özü eğitim ,bilgi ,görgü..

Onun için gavur Ay'a giderken benim vatandaşım aşağı giden yürüyen merdivenle bile inemiyor...

Rönesans ve reform döneminde geçen 500 senede gavurun tırnağıyla kaza kaza geldiği yere 15 senede geleyim istiyorsun... Şalter atıyor , olmuyor..

Köprüler ,yollar yapayım istiyorsun ...yapıyorsun , insanlara eğitim yatırımı yapmadığın için kazalar azalmıyor , yalnış kullanım azalmıyor bu nedenle olmuyor.

Denizi ,karayı birbirine birleştirmeye çalışıyorsun ancak insanı birleştirmeyi unuttuğun için olmuyor...

Onun için şair şiirini yazmış ;

'' Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin ''

Gönül sizi daha çok görmek isterdi ancak siz gitmek istediğiniz için bizim yapacak birşeyimiz kalmıyor.

Malum teklif var israr yok.....

16 Ağustos 2016 Salı

CİZVİTLER



Allah'tan İlahiyat Fakültelerinde yeni nesil yetişmiş hocalar ve ülkede önemli stratejistler var. 
Anlatıyorlar , yorum yapıyorlar. Kafana uyuyorsa inanıyorsun , mantıkllı gelmiyorsa atıyorsun.            
 Bir ihtimal daha var ; anlatılanları anlamıyorsun, çünkü seviyen yetmiyor .Çok normal , yılların deneyimini bir anda hap gibi yutmak mümkün değil. Üzerinde emek vermek gerekiyor...

Çok kısaca dedikleri ;
Hristiyanlık yayılması biner yıllık 3 dönem içeriyor.
1) İlk 1000 yıl Avrupa'nın Hristiyan'laşması...
2) İkinci 1000 yıl Amerika kıtasının Hristiyan'laşması
3) Üçüncü 1000 yıl Asya - Afrika kıtasının Hristiyan'laşması
İlk iki madde de başarılı oldular...
Sıra üçüncü madde olan Asya ve Afrika operasyonları...
İşin sahibi Cizvitler'in uzantısı Amerika içindeki güçler...
Artık siz CIA mı dersiniz , başka oluşum mu dersiniz..
Seçilmiş adam Fetullah Gülen...
Yapılan operasyonlar yöntem olarak yabancı kaynaklı...
Desteklerin bir kısmı içerdeki neyin ne olduğuna vakıf olmayan insanlar siyasiler , iş adamları , sporcular , yargı mensupları , askerler , sağlık çalışanları ... Neredeyse ülkenin önemli bir kısmı..
Fetullah Gülen'in Prensilvanya'da oturduğu çiftlik eski bir Cizvit eğitim merkezi...
Uzun yıllar boyunca ekilen ağaçlar meyvalarını vermiş...
Yetişip ,olgunlaşanlar şimdilerde ağacın dibine düşmüş ancak ağaç hala meyva dolu.
Üstelik bu ağaç dikildiğinde gübreyi veren ,sulayan ,budayan hep bizim çok bilen, ikbal peşinde koşan siyasilerimiz olmuş...
Şurası belli ki yurtdışından birileri bir gün mutlaka düğmeye basacaklardı belki de düğmeye basmadan 10 - 15 yıl sonra ülkeye hakim olacaklardı. Malesef heryere nufus etmişler....Nereden bakarsanız bakın her seviyede 30-40.000 casus üretmişler . İçerde ve dışarda operasyon yapıp bilgileri CIA 'ye vermişler....
Sadece Türkiye'de değil , dünyanın her yerinde potansiyel tehlike oluşturmuşlar... Artık nerede darbe girişimi olsa FETÖ 'den bileceğiz....

Şimdilerde acaba ağacı nasıl kuruturuz soruları var....
Kusura bakmayın ama neticesi ne olursa olsun ağacı kesmekten başka çözüm yok....
Bu kadar stratejik yaklaşımdan sonra bakalım yeterli aksiyon olacak mı ?
Bekleyip , göreceğiz....
Allah milletimize kötü gün göstermesin.....